Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat, erkeklerin en büyük kabuslarından biri olan iktidarsızlıkla ilgili soruları yanıtladı:
İktidarsızlık tüm erkeklerin başına gelen bir sorun mu, ne
kadar yaygın ?
Dünya genelinde 152 milyon erkek, tekrarlayan sertleşme sorunları
yaşıyor. Bu rakamın 2025 yılında 222 milyonu bulması bekleniyor. Neden
olarak da; beslenme ve yaşam tarzındaki değişikliklerden strese kadar
birçok faktörün etkili olduğu düşünülüyor. En çok rastlanılan sorunlar;
erkeklerde sertleşme ve boşalma problemleri, kadınlarda ise orgazm
problemleri, vajinismus ve ağrılı ilişkidir. 40 yaşın üzerindeki
erkeklerin yarısından fazlasında sertleşme sorunu olduğu tahmin
ediliyor. Ne yazık ki, bu hastaların sadece yüzde 2 lik kısmında
sorunlar doğru teşhis edilerek tedavi doğru yapılmaktadır. Yüzde 98 inde
ise maalesef ya doğru teşhis ya da doğru tedavi eksikliği doğmaktadır.
Gençlerde son yıllarda sorunlarda artış var mı ? Neden ?
Genelde 15-30 yaş grubu aralığında, başta erken boşalma sorunu olmak
üzere ereksiyon problemleri de yoğun olarak görülüyor. Bunun temelinde
strese bağlı nedenlerin yanı sıra cinsel bilgi eksikliği ve hekime
müracaat etmekten çekinme gibi faktörler rol alıyor. Gençler arasında
iktidarsızlık probleminde bir artış gözlemliyoruz. Ancak bu artış
müracaat sayısından dolayı da olabilir. Daha önce hekime müracaat az
olduğu için gençlerdeki olay daha sınırlı diye düşünüyorduk. Erken
boşalma yaşayan çok sayıda genci incelediğimizde; genellikle psikolojik
kaynaklı sertleşme sorunu olduğunu gözlemledik. Cinsel bilgi eksikliğine
bağlı sebeplerden kaynaklanıyor. Son zamanlarda penis boyutuyla ilgili
çok takıntı var. Gençlerin ana nedenlerinden biri de bu oldu. Buna
taktıkları için ilişkiye kafalarında sorularla giriyorlar. Ayrıca
ilişkide bulundukları kişilerin doğru olmayan ifadeleri de gençlerde
iktidarsızlık sorunu yaratabiliyor. Özellikle ilişkilerini
profesyonellerle yaşayan kişilerde bu daha sık gözleniyor.
Yani ilk cinsel deneyimin profesyonel kişilerle olması
iktidarsızlık sorununu mu ortaya çıkarıyor ?
Cinsel deneyimlerini profesyonel kişilerden edinenler, onların yanlış
ifadelerine inanıyorlar. Yanlış yönlendirmeler, kafalarda korkunun
oluşmasına neden oluyor. Kendilerini yetersiz hissettiklerinde bu
korkuyla cinsel ilişkiye başlıyorlar. Ve bu sorun üst üste
tekrarlandığında psikolojik olarak yerleşebiliyor.
Sizce internet gençlere cinsel bilgi edinmede yardımcı oluyor
mu ?
Aslında olur ama gençler bunları araştırmak ve doğru kaynağa ulaşmak
yerine çoğunlukla pornoya yöneliyorlar. İnternetten pornoya kolay
ulaşım, gençlerin tamamen seks hakkında hatalı bilgiler edinmelerine
neden oluyor. Seks konusundaki cahillikleri de iktidarsızlığa yol
açabiliyor. Kendilerini o filmlerle karşılaştırıp, performans korkusuna
kapılıyorlar.
Viagra doktordan önce başvurulan bir yöntem mi ?
İktidarsızlık sorunu yaşayan insanlar, ilk durak olarak eczacıya
başvuruyorlar. Bu nedenle Aile Sağlığı Araştırma Derneği (ASAD) olarak
eczacı ve eczacı kalfalarına dönük 20 şehirde bilgilendirme
konferansları vereceğiz. Bu hastaları hekime yönlendirebilmek ve yanlış
ilaç kullanımının önünü kesebilmek için 300 e yakın eczacı ve eczacı
kalfasına cinsel bilgi konferansı vereceğiz. Sorunu olan insanlar, bu
kişilere danıştığında doğru bilgiye ulaşmaları önemlidir. Bu tür
ilaçların gerçekten yüzde 100 faydası oluyor ancak ne tür bir soruna
karşı, ne tür bir ilacın, nasıl kullanılacağını bilmek gerekli. Bu
ilaçları doktora danışmadan kullanan biri, en fazla bir süreliğine
şikayetinden kurtulur ancak tedavi olamaz.
Sorunun organik olup olmadığını anlamak için ne gibi
tetkikler yapılıyor, kaç günde sonuç alınıyor, tedavinin ve teşhisin
maliyeti yüksek mi ?
Bugün bütün dünyada uygulanan protokole göre; cinsel fonksiyon ile
ilgili müracaatlarda hastanın ve partnerinin birlikte ele alınması
gerekir. Cinsellikle ilgili bilgilerin derecesi, çocukluktan beri
geçirdikleri cinsel travmalar, ailenin cinselliğe bakış açısı gibi
faktörler ve kişinin cinsel gelişimi dikkatli bir şekilde
araştırılmalıdır. Bu faktörlerin psikolojik veya organik olup olmadığı
değerlendirilmelidir. Organik faktörler; hormonal, metabolik (şeker,
kolesterol vb), damarsal ve nörolojik nedenlere bağlı olabilir. Bu
faktörler yapılan kan analizleri, dopler tetkiki ve gerekirse gece
ereksiyon testi ile kontrol edilir. Elde edilen verilere göre tedaviye
geçilir. Eğer organik faktörlerin yanında psikolojik sorunlar da
mevcutsa davranış tedavisi uygulanır. Bu arada organik sebebe yönelik
tedavi ile hekim ilaçlardan da uygun gördüğü birini diğer tedavilere ek
olarak kullanabilir. Alınacak cevaba göre de hekim tedavinin yönünü
ayarlar. Bu yapılan medikal tedaviye rağmen sonuç alınamazsa, cerrahi
yöntemler ile tedavi tamamlanır. Genelde uyku testi dahil bütün bu
psikolojik ve organik tetkikler, iki gün içinde tamamlanabilir.
Cinsel fonksiyon tedavisi başvurusunda bulunan hastalarda
tedavi kesin midir? Tedavinin başarılı sonuç vermesini etkileyen
faktörler nelerdir ?
Cinsel fonksiyon bozukluğuna yol açan faktörler arasında organik ve
psikolojik pek çok sebep bulunuyor. Altında yatan nedenin organik bir
sisteme bağlı olduğu durumlarda; tedavide bu sisteme ait bozukluk
ortadan kaldırılırsa cinsel fonksiyon da düzelir. Bu sebep devam ederse
tedaviye direnç oluşturur. Müracaat eden kişinin sorununun nereden
kaynaklandığı tam olarak ortaya konduğu takdirde; organik olsun
psikolojik olsun meydana gelen cinsel fonksiyon problemini
halledebilecek pek çok tedavi seçeneği bulunuyor. Hasta, altını
çiziyorum; sıkılmadan tedavisini ve hekime başvurularını yenilemelidir,
hekime takip imkanı tanımalıdır. Türkiye de önemli bir hasta grubu
hekime başvurmaya çekinmekte veya problem ancak uzun yıllara dayanan bir
sorun haline geldiğinde başvurmaktadır. 10-15 yıldır bu problemin
içinde yaşamaya alışmış kişilerin karar verince, ilk müracaatında
sorunum hemen hallolsun demeleri tedavi şansını da etkilemektedir.
İktidarsızlığın ne kadarı tedavi ediliyor ?
Hekim hastanın kendisinden beklentisini önemli ölçüde özümsemiş
olmalıdır. Bir tedavi gerektiği kadar derinlemesine incelemeden tavsiye
edilirse, hasta tedaviyi terk eder. Tedavisine devam etmeyen hastaların
yarıya yakını, hekimin yaklaşımını doğru bulmuyor, tedavinin sonuca
ulaştırmadığı yönünde ifadelerde bulunuyor. Bu da hekimlerle ilgili
önemli bir boyut. Tedavinin sürekliliğini etkileyen başka bir nokta da;
çiftlerin birlikte samimi olarak problemin çözülmesine yardım
edememeleri? Hekim hangi tedavi sonucunda nasıl bir ilerleme olacağını
tek tek anlatmazsa, çiftler de birbirlerinden ne beklediklerini
bilemiyor ve tedaviyi terk ediyor.

