Panik
atakla karıştırılan bu rahatsızlık hızla değişen yaşan koşullarıyla
ilişkili olabiliyor. Genç yaşta oluşmasına rağmen geç fark
edilebiliyor..
Yaygın anksiyete
bozukluğu son yıllarda tanımlanmış oldukça sık görülen ve özellikle
kadınlarda ve gençlerde ortaya çıkan bir psikiyatrik hastalıkdır.
Öncelikle
bir kişide yaygın anksiyetenin varlığını düşünmek için aşırı bir endişe
halinin olması ve bunun kontrol edilemez olması gerekmektedir.
Klinik belirtileri:
-En az altı ay boyunca günlerinin çoğunda belli sayıda olay ve
faaliyetle ilgili (iş ya da okul başarısı gibi) aşırı endişe ( kötü
birşey olacakmış hissi)
-Bu endişeyi kontrol etmede kişinin zorlanması
-Huzursuzluk yada uçurumun kenarında gibi hissetme
-Kolay yorulma
-Yogunlaşma zorluğu ya da zihnin boşalması
-İrritabilite, çabuk irkilme hali, seslere karşı aşırı duyarlılık
-Kas gerginliği
-Uyku bozukluğu (uykuya dalma ya da uykuyu sürdürmede güçlük veye huzursuz, verimsiz uyku)
-Çarpıntı ya da kalp hızında artma
-Terleme
-Titreme yada seğirmeler
-Ağız kuruluğu
-Nefes almada zorluk
-Boğulma hissi
-Göğüs ağrısı ya da rahatsızlık
-Bulantı ya da mide, barsak yakınmaları
-Başta sersemlik hissi, bayılacakmış gibi hissetme
-Kontrolünü yitirme çıldırma korkusu
-Sıcak ya da soğuk basması
-Hissizlik ve karıncalanma hissi
-Huzursuzluk, yerinde durmama ve gevşeyememe
Bu
hastalık en fazla panik atağı ile karışabilir. Bu iki hastalık sıklıkla
birlikte görülebilir ve yaygın anksiyete bozukluğu panik bozuluğuna
dönüşebilir.
Bu iki hastalığın birbirinden farkları;
Panik
atağında belirtiler ataklar halindedir ve ataklar beklenmedik bir
zamanda aniden ortaya çıkabilir. Yaygın anksiyete bozukluğunda bu
belirtiler daha yaygındır ve özellikle huzursuzluk, yerinde duramama,
seslere karşı irkilme hali, irritabilite, uykuya dalma bozukluğu,
konsantrasyon bozukluğu, gevşeyememe hali daha belirgindir. Hayat
olayları ile ilgili aşırı endişe duyarlar.
Hastalığın gidişatı
Yaygın anksiyete bozukluğunun başlangıcı erken yaşda ve sinsidir.
Genellikle 20 yaş civarında ortaya çıkar. Ayrıca çocuklar ve ergenlerde
de görülmektedir. Sinsi başlangıçlı olduğunda dolayı da hastalık
başladıkdan yıllar sonra doktora başvurulur. Bedensel belirtiler ön
planda olduğundan dolayı da bu hastalar önce dahiliye kliniklerine
başvururlar. Hastalığın tanısının geç ve zor konulması, psikiyatri
kliniklerine geç başvurulması da hastalığın kronikleşmesine ve iyileşme
oranlarının düşük olmasına sebep olmaktadır.
Nedenleri
Hastalığın genetik, nörobiyolojik nedenleri var 
Bunların dışında psikososyal nedenler de rol oynamaktadır.
Psikososyal nedenler;
-Ebeveyn tutumu: anksiyete bozukluklarının gelişmesinde aile ilişkilerindeki bozukluklar önemli rol oynamaktadır.
Anne
babanın çocuğun ihtiyaçlarına duyarsız kalması, anne babanın çocuğa
karşı heyecan duymaması, onu reddetmeleri, anne baba çocuk ilişkisinin
ters olması yani çocuğun anne babanın duygusal ihtiyaçları için görevli
olması. Bir kişide anksiyetenin fazla olmasında çocukluğunda aile
tarfından yetersiz bakılması kadar aşırı koruyucu tutumun da rolü
vardır.
Hayat olayları ve travmalar;
Yaygın anksiyete bozukluğu olan kişilerde anne babanın erken ölümüne sık rastlanmaktadır.
Boşanma, evlilik sorunları
İş kaybı
Okul sorunları
Maddi sorunlar rol oynamaktadır.
Tedavi
Birçok ilaç bu hastalığın tedavisinde etkilidir. Hastalık erken
yaşlarda başladığı için ve kronikleşmeye meyilli olduğundan uzun süreli
tedavi gerekmektedir. İlaç tedavisiyle birlikte psikoterapi özellikle
kognitif davranışçı terapi tedavi başarısını artırmaktadır.
Dr. Aytül Gürbüz Tükel - Psikiyatri Uzmanı - TÜRKİYE HASTANESİ